Hikayemiz
Bir Tutkunun Doğuşu
Bilgi ve sevgi bir araya geldiğinde mucizeler doğar. Tomurcukbağ, Prof. Dr. Y. Sabit Ağaoğlu’nun bağcılığa adanmış bir ömrünün, tutkuyla kurulan bir bağ hayalinin ve Kalecik Karası üzümünün yeniden doğuşunun hikâyesidir.
Bu serüven, kurucumuz Prof. Dr. Y. Sabit Ağaoğlu’nun 1965 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne adım atmasıyla başladı. Akademik hayatına bağcılık alanında yön veren Ağaoğlu, 1971’de Almanya’da doktora çalışmaları sırasında Kalecik Karası üzümünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu fark etti. Türkiye’ye döndüğünde, üniversitedeki meslektaşlarıyla birlikte klon seleksiyonu çalışmalarına başladı. Büyük bir özveriyle yürütülen bu çaba sayesinde, birkaç çubuktan filizlenen Kalecik Karası üzümü yeniden hayat buldu ve Anadolu’nun en değerli şaraplık üzümlerinden biri olarak günümüze ulaştı.
Zamanla, bu tutkuyu bir bağa dönüştürme hayali doğdu. 1970’lerden beri süregelen bu hayal, 2002 yılında Kalecik’te gerçeğe dönüştü. Eşi Gülcihan Ağaoğlu ile birlikte Kızılırmak’ın bereketli topraklarında kurdukları bağa, kızları Tomurcuk’un adını verdiler. Sevgiyle büyüttükleri asmalar, Kalecik’in eşsiz teruarını yansıtan şaraplara hayat verdi.
Bağlarında yetişen üzümleri ve Türkiye’nin yerli şaraplık üzümlerini en doğal haliyle şaraba dönüştürmek temel ilke oldu. 2009 hasadında, geleneksel yöntemlerle ürettikleri Trajan Rezerv şarabı doğdu. Pres kullanılmadan, üzümün kendi mayasıyla fermente edilerek üretilen bu şarap, yılların emeğini, doğaya duyulan saygıyı ve bilgiyle yoğrulmuş sevgiyi yansıtıyor. Kalecik Karası ile başlayan bu yolculuk, Narince üzümü ile devam ediyor. Her üzümü kendi yetiştiği bölgeden temin ederek, doğal fermantasyon ve asgari müdahale prensibiyle üretim sürecini sürdürüyorlar.
Tomurcukbağ, Türkiye’nin diğer yerli şaraplık üzümlerini de bu felsefeyle işleyerek, Anadolu’nun şarap kültürüne katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyor.